“En çok bağıranın yanına koşarız, en sessiz duranımızın daha çok canı yanar, bilmeyiz. En çok sessizlikte duyarız, en sağırımız en çok konuşanımızdır.”
Uyuşukluğun ortasındayım, ta içindeyim. Yapmam gerekenlerin farkındayım, ki bu gerekliliklerin tümünü ince ince düşündüm ve bir sonuca ulaştım, en azından öyle zannediyorum, bu sonuçlarında sürekliliği ayrı bir acı kaynağı benim için, fakat kesin olarak bunları yapamamaya mahkum durumdayım. Birşeyler yapmalıyım, yapmayınca hep birşeyler düşünme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorum ve düşünmek bozuyor tüm çabalarımla kurduğum, yarattığım ; gecelerimi , sayısız nefeslerimi verdiğim denge’mi. Bozulan dengemle birlikte çıktığım, sürüklendiğim yolculuklar sonundaysa, ayrıca bu yolculuklarda ruhumda açılan yaralar, göhsümde patlayan çığlıklar.. korkunç!, hiçbir olumlu kazanım elde edemeden öylece kalıyorum, evet kalıveriyorum. Düşünmekse her geçen gün daha fazla tehdit ediyor sağlığımı; zamanın derinliğini, aslında her hareketin aynı noktaya vardığını, tüm bunların boşuna bir çabadan ibaret olduğunu düşünmek zorunda kalıyorum. Hangi hareketten ne bekliyorum? Hareketle hareketsizlik arasındaki tek fark şu anları yaşamamak olmalı. Hareketsizliğe mahkum olanların ruhsal uyuşukluğu…
Nilgün Marmara
Merdiven miydi o ya hatirlamiyorum valla
Herhalde seni kaybedersem Robinson gibi biri olurum. Hatta ondan daha fazla Robinson olurdum, çünkü en azından onun bir adası ve Cuma’sı vardı. Yine onu o adadan kurtarıp bütün başından geçenleri düşe çeviren bir gemisi de vardı. Benim ise senden başka hiç bir şeyim yok…Yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum; tek istediğim, yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak.
Franz Kafka
Sevgim sorumsuzca saçamayacağım değerli bir şeydir. Uğruna fedakarlıkta bulunmaya hazır olmam gereken göevler yükler bana. eğer birini seveceksem bu kişi bir şekilde hak etmeli, her insan sevgiye layık değildir.
Freud
prensip meselesi söylemiyorum. yerseng.
Oynatır.
=) ya cidden sıkılmışım ben, siz bensiz takılın gelicem yine söz valla.
Nefreti en iyi becerenler, sevmeyi vaaz edenlerdir. Vaaz verenlerden sakının. Övmekte hızlı davrananlardan sakının; karşılığında övgü beklerler. Sürekli kalabalıkları arayanlardan sakının; tek başlarına bir hiçtirler. Ortalama erkekten, ortalama kadından sakının. Sevgileri vasattır, vasatı aranır dururlar. Ama nefretleri dahiyanedir. Nefretleri seni beni herkesi öldürebilecek kadar dahiyanedir. Kendilerini tam sevemedikleri için senin sevginin eksik olduğuna inanırlar ve senden nefret ederler. Ve nefretleri; parlak bir elmas, bir bıçak, bir dağ, bir kaplan, bir baldıran otu kadar mükemmeldir. Çünkü en usta oldukları sanattır nefret!
C.Bukowski
“Sonra yollara düşüyorum,
Ellerim cebimde.
Ama gitgide çoğalıyorlar,
Ellerim gitgide çoğalıyor.
Koyacak bir yer bulamıyorum.”
Hello Kitty de neymis :) (Taken with instagram)
Özledim.
yukarı çıkmak için elimi tut.